Mutlu değilim ama iyiyim: Psikolojik İyi Oluş

Mesaiden çıktığın bir akşam düşün: Gün boyu sıkıldın, yoruldun, belki biriyle tartıştın. “Mutlu muydun?” diye sorsalar “pek değil” dersin. O akşam iyi hissetmiyor olabilirsin. Ama yine de hayatını bir bütün olarak anlamlı buluyor, kendinle barışık hissediyor ve karşılaştığın güçlüklerle başa çıkabiliyor olabilirsin. Çünkü iyi hissetmekle iyi oluş, birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey değil.

Psikolog Carol Ryff, Maslow’un “kendini gerçekleştirme” fikri gibi kuramlardan yola çıkarak psikolojik iyi oluş için bir çerçeve çizmiş. Ona göre iyi yaşamanın altı ayağı var.

Otuz beş yaşında hâlâ “keşke o bölümü seçmeseydim” diye kendine kızan birini düşün. Dışarıdan bakınca hayatı fena gitmiyor olabilir, ama içeride bitmeyen bir hesaplaşma var. Kendini kabul, o hesaplaşmayı kapatabilmek demek: “O kararı o günkü aklımla verdim. Bugün buradayım.” Geçmişteki hatalarını ve pişmanlıklarını inkâr etmek zorunda değilsin. Önemli olan, onları kendine karşı bitmeyen bir suçlamaya dönüştürmemek. Altı ayağın ilki tam olarak budur: kendinle barışık olmak.

Hayatının bir amacı var mı? Öyle çok büyük hedefler gelmesin hemen aklına. Torununu okula götürmek için güne erkenden başlayan emekliyle, balkondaki saksıyı renk renk çiçek açacağı günü bekleyerek sulayan komşunun ortak noktası şu: İkisinin de sabah yataktan kalkmak için bir nedeni var. Altı ayağın ikincisi budur: hayatta bir amacının olması.

Herkesi memnun edebilmek için iç sesini kısan biri, ne kadar uyumlu görünürse görünsün, bir süre sonra kendi hayatında misafir gibi hissetmeye başlar. Ama kimseyi dinlemeden yalnızca kendi bildiğini okumak da insanı başka türlü yalnızlaştırır. Çevresindekilerin fikrini soran ve bu tavsiyeleri kendi değerleriyle harmanlayarak karar veren kişi ise ikisi arasındaki dengeyi bulmuştur. Üçüncü ayak da budur: kendi pusulanla yürümek.

Diğer üç ayak ise şunlar:

  • Her konuda aynı fikirde olmasan da yanında kendin olabildiğin, zor gününde sana destek olan insanların olması.
  • Bütün koşulları kontrol edemesen de elindeki olanaklarla işlerini düzenleyebilmen, sorunlara çözüm arayabilmen.
  • Yeni bir şey öğrendiğinde yıllardır doğru bildiğin bir fikri değiştirebilmen, öğrenmeye yeniden başlayabilmen ve kendini zaman içinde değişmiş görebilmen.

Psikolojik iyi oluş, her gün mutlu uyanmak değildir. Zor günlerin içinde bile kendinle, başkalarıyla ve yaşamınla kurduğun ilişkiyi sürdürebilmektir. Her şeyi kontrol edebilmek ve her zaman iyi hissedebilmek imkânsızdır. Ama kendini tanımaya, yaşamına anlam katmaya ve değişmeye devam edebilmek mümkündür. Peki sen bu altı ayaktan hangisinde sağlam, hangisinde biraz aksak duruyorsun?